Yüce kitabımız Kur'an-ı Keriim (Türkçe Mealinde) Hatim

Kuran bilgisi, Gerçek yol gösterici Kuran-ı Kerim ve Peygamberimiz(SAV)'in sünnetleridir. Güç ve onur Allah Katındadır. Rabbimiz'in bizlere bir rehber ve rahmet olarak gönderdiği Yüce Kuran, insanların kendilerine edindikleri diğer tüm yol göstericilerden kıyas edilmeyecek şekilde üstündür.
Kullanıcı avatarı
medahms
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 34
Kayıt: Pzr Haz 18, 2006 1:00 am
Konum: konya

Yüce kitabımız Kur'an-ı Keriim (Türkçe Mealinde) Hatim

Mesaj gönderen medahms »

yüce Kitabımız KUR'AN-I KERİM(Türkçe Mealinde) HATİM..


--------------------------------------------------------------------------------
S.A...sevgili müslüman kardeşlerim herkes her gün elinden geldiğince ( beşer adet ayet yazalım)...şimdiden hatime katılan tüm kardeşlerimizin gönüllerindeki muratlarına yayırla birlikte kavuşmalarını iki cihanda senin nurunla pür nur olmalarını nasip eyle ALLAH'IM Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa ile beraber cennette de komşu olmayı nasip eyle ya Rabbi! varsa bütün sıkıntılarını sen gider ya Rabbi! hiçbir gölgenin olmadığı o dehşetli hesap gününde senin gölgenin altında bulunmayı nasip eyle ALLAH'IM ......NOT:(Lütfen ziyaret eden sevgili kardeşlerim yorum yazmayalımki güzellik bozulmasın buraya yazmak isteyen herkezi bekleriz.(ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN...)
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا &#1582

Kullanıcı avatarı
medahms
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 34
Kayıt: Pzr Haz 18, 2006 1:00 am
Konum: konya

Mesaj gönderen medahms »

s.a- 1-el-FÂTIHA

Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'in ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha" denilmiştir. Diğer adları şunlardır: Ana kitap manasina "Ümmü'l-Kitâp" dinin asıllarını ihtiva eden manasına "el-Esâs", ana hatlarıyla İslâm'i anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrarı taşıdığı için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yi okumayanın namazı olmaz" buyurmustur. Onun için, Fâtiha, namazların her rekâtinda okunur. Manası itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttir. Kulluğun yalnız Allah'a yapılacağı, desteğın yalnızca Allah'tan geldığı, doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah'in iradesine dayandigi, çünkü hayri da serri de yaratanin Allah oldugu hususlari bu sûrede ifadesini bulmustur. Kur'an, insanliga dogru yolu göstermek için indirilmistir. Kur'an'in ihtiva ettigi esaslar ana hatlari ile Fâtiha'da vardir. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyik bir tek Allah'in varligi, O'nun hakimiyeti, O'ndan baska dayanilacak bir güç bulunmadigi anlatilir ve dogru yola gitme, iyi insan olma dileginde bulunulur.Hicretten önce nazil olmustur. 7 ayettir.

1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'in adiyla.

2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

3. O, rahmândir ve rahîmdir.

4. Ceza gününün mâlikidir.

5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalniz senden medet umariz.

6. Bize dogru yolu göster.

7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulundugun kimselerin yolunu; gazaba ugramislarin ve sapmislarin yolunu degil!
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا &#1582

Kullanıcı avatarı
medahms
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 34
Kayıt: Pzr Haz 18, 2006 1:00 am
Konum: konya

Mesaj gönderen medahms »

S.A 2-el-BAKARA

Medine'de inmistir. 286 (ikiyüzseksenalti) âyettir. Kur'an'in en uzun sûresidir. Adini, 67-71. âyetlerde yahudilere kesmeleri emredilen sigirdan alir. Yalniz 281. âyeti Veda Haccinda Mekke'de inmistir. Inanca, ahlâka ve hayat nizamina dair hükümlerin önemli bir kismi bu sûrede yer almistir.Hicretten sonra nazil olmustur. 286 ayettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Elif. Lâm. MÎm.

2. O kitap (Kur'an); onda asla süphe yoktur. O, müttakîler (sakinanlar ve arinmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

3. Onlar gayba inanirlar, namaz kilarlar, kendilerine verdigimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.

4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanirlar.

5. Iste onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtulusa erenler de ancak onlardir.
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا &#1582

Kullanıcı avatarı
sedef44
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 43
Kayıt: Prş Kas 23, 2006 1:00 am
Konum: MALATYA

Mesaj gönderen sedef44 »

6.Süphesiz ki,küfredenleri baslarına gelecek azapla korkutsan da korkutmasan da onlarca birdir.İnanmazlar.
7.Allah,onların kalplerine ve kulaklarına mühür basmıştır.Gözlerinin üstünde (manevi) perde vardır (hakkı göremezler).Onlar için büyük bir azap da vardır.
8.İnsanlardan bazıları,''biz Allah'a ve ahiret gününe inandık'' derler.Halbuki inanmıs değillerdir.
9.(Bunlar)Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar.Oysa sadece kendirileni aldatırlar da farkında degillerdir.
10.Kalplerinde (inançsızlık) hastalık vardır.Allah da (Kur'an-ı indirmekle) hastalıklarını artırmıştır.Yalan söyleyegeldikleri için onlara acıklı bir azap vardır.

Kullanıcı avatarı
sedef44
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 43
Kayıt: Prş Kas 23, 2006 1:00 am
Konum: MALATYA

Mesaj gönderen sedef44 »

11.Kendilerine ''yeryüzünde bozgunculuk yapmayın'' denildiği zaman, ''Bizler ancak ıslah edicileriz'' derler.
12.İyi bili ki, asıl bozguncular kendileridir;ama (bunun) şuuruna erişemezler.
13.Onlara, ''İnsanların inangığı gibi siz de iman edin'' denilince,''Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?'' derler.İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir;fakat bilmezler.
14.

Kullanıcı avatarı
sedef44
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 43
Kayıt: Prş Kas 23, 2006 1:00 am
Konum: MALATYA

Mesaj gönderen sedef44 »

11.Kendilerine ''yeryüzünde bozgunculuk yapmayın'' denildiği zaman, ''Bizler ancak ıslah edicileriz'' derler.
12.İyi bili ki, asıl bozguncular kendileridir;ama (bunun) şuuruna erişemezler.
13.Onlara, ''İnsanların inangığı gibi siz de iman edin'' denilince,''Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?'' derler.İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir;fakat bilmezler.
14.İman edenler rastladıkları vakit, ''iman ettik'' derler.Şeytanları (kendilerini aldatan dostları) ile başbaşa kalınca, ''Biz sizinleyiz.Biz onlarla sadece alay ediyoruz!'' derler.
15.(Hakikatte) Allah, onlarla alay eder ve kendilerini, taşkınlıkları(ve azgınlıkları) içinde bocalar bir halde bırakır.

Kullanıcı avatarı
muhacir
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 19
Kayıt: Çrş Ağu 30, 2006 1:00 am
Konum: ankara

Mesaj gönderen muhacir »

16-İşte onlar hidayete(doğru yola)karşılık,(niyet ve tavırlarıyla kafirler safında yer alıp)sapıklığı satın alan kimselerdir ki,onların bu alışverişi,kendilerine kar sağlamadığı gibi doğru yoluda bulamadılar.
17-Münafıkların durumu karanlık bir sahrada bir ateş tutuşturup aydınlanmak isteyen kimse gibidir ki,o ateş yanıp çevresini aydınlatınca faydalanmadılar,Allahta onların ışığını giderip kendilerini karanlıklar içinde görmez olarak bıraktı.
18-(Onlar manen)sağır ,dilsiz ve kördürler.Artık onlar hakka dönemezler.
19-Yahut (onların durumu),yoğun karanlıklar,gökgürlemesi ve şimşekler içinde gökten boşalan şiddetli bir yağmur gibidir.Onlar,yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.Oysa Allah ,kafirleri ilim ve kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır.
20-O şimşek,neredeyse gözlerini kapıp alıverecek.Onlara aydınlık verince ışığında yürürler,karanlık tekrar basınca da dikilip kalırlar.Allah dileseydi elbette onların işitmelerini ve görmelerini de giderirdi.Şüphesiz Allah ,herşeye gücü yetendir.

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
22. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
23. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).
24. Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

25. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
26. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[5]
27. Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
28. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.
29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
30. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
31. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
32. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
33. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
34. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
35. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
36. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.
37. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

38. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik.
39. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
40. Ey İsrailoğulları ![6] Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
41. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
42. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
43. Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
44. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
45. Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[7] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
46. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler.
47. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
48. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.[8] Onlara yardım da edilmez.
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Himmet
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 189
Kayıt: Pzt Tem 31, 2006 1:00 am

Mesaj gönderen Himmet »

49. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
50. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
51. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
52. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
53. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı[9] vermiştik.
54. Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[10] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
55. Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
56. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
57. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat kendilerine zulmediyorlardı.

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

58. Hani, “Şu memlekete[11] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik.
59. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.[12]
60. Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
61. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Himmet
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 189
Kayıt: Pzt Tem 31, 2006 1:00 am

Mesaj gönderen Himmet »

Bakara Suresi
62. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden[13] (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).[14]
63. Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik.
64. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
65. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını[15] çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.
66. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.[16]
67. Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.[17]
68. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.”
69. Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? Açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi.
70. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.
71. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
72. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. ile, Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
73. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
74. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
75. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.[18]
76. Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

77. Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
78. Bunların bir de ümmî[19] takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
79. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!
80. Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
81. Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
82. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
83. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesaj gönderen poslu »

84. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.
85. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
86. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
87. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
88. Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[20]
[img]http://www.kevser.org/resimler/besmele_yesil.gif[/img]

Cevapla