Tefekkür İbadetten Daha Hayırlıdır!

Genel ve güncel konularda kendinize ait görüş ve düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz el emeği bireysel ürünlerin sergilendiği forum köşesi!
Kullanıcı avatarı
candost
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 130
Kayıt: Pzr Nis 16, 2006 1:00 am
İletişim:

Tefekkür İbadetten Daha Hayırlıdır!

Mesajgönderen candost » Prş Nis 23, 2009 6:10 pm

- Efendim Amerikalı bilim adamı Samuel Hungtington soğuk savaşın bitmesiyle birlikte, bunun yerini bir "Medeniyetler Çatışmasının alacağını söylüyor. Bu düşünceye katılıyor musunuz?

- Kültürlerin arasındaki farklılıklar, kuşkusuz savaşların meydana gelmesinde önemli yer oynayabiliyor. Fakat bundan daha çok, gelecekte de olacağı gibi ekonomik çıkarlar çatışmaların ana sebebini teşkil etmektedir.

- Hungtington günümüz dünyasını çeşitli kültür gruplarına bölüyor; Bunların arasında, Batı'nın en güçlü rakibi olarak İslam kültürünü gösteriyor.

- Çok saçma! Batılı sanayi ülkeleri her zaman olduğu gibi, bugün de üçüncü dünya dediği ülkelerin kaynaklarına göz dikmiştir. Kültürler, insanların birbirlerini yok etmelerini değil, birlikte yaşamalarını sağlamalıdır.

- Avrupa'daki müslümanların, özellikle Fransa ve Almanya gibi ülkelerde, siyasi istikrarı ve Avrupa kültürünü tehdit eden bir tehlike olduğu görüşü yaygınlaşmakta.

- Avrupalılar ancak ülkelerinde yaşayan müslümanların kendi refah ve rahatlarını paylaşmak istediklerinden ve bunun Avrupa'nın ulaşmış olduğu yüksek ekonomik gücü tehdit edebileceğinden endişe duymaktalar.

- Hungtinton, hristiyan-yahudi olan Batı'nın 21. yüzyılda, hem siyasi, hem de ekonomik olarak "İslamcı tehlikenin" emperyal arzularına kurban düşeceğini iddia etmekte.

- Bu, gerçekle alakası olmayan bir iddiadır. İslam Hristiyanlığı tanıdığı gibi. Yahudiliği de tanımaktadır. İsa ve annesi Hz. Meryem, bizim için Peygamberimiz Muhammed (s) kadar kutsaldır. İslam, hristiyanların mütevazı ve hayırsever olduklarından dolayı, bizleri onlarla birlikte yaşamaya teşvik etmektedir. Hristiyanlığın dini ve ahlaki kökleri, İslam'la örtüşmektedir. Çin ve İslam dünyasının ittifakına gelince, bu şimdiye kadar duymuş olduğum en abes düşüncedir. İslam'ı, ateist-komünizmle aynı yorgan altına sokmak, ateşle suyu bir araya getirmek kadar imkansızdır.

- "İslam saldırgandır", "sınırları kanlıdır", Bunlar Batı'da egemen olan düşünceler. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

- Bununla alakalı aklıma 1. Dünya Savaşı gelmekte. Bu bir İslami savaş mıydı? Veya 2. Dünya Savaşı'nı ele alalım. Hitler bir "İslamcı fundamantalist miydi? Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları "İslamcı fundamantalistler" tarafından mı atılmıştı?

- Cezayir ve Afganistan'da işlenen cinayetleri düşünecek olursak, İslam'ın saldırgan hatta terörist eğilimlere sahip olduğu görülmekte.

- Cezayir ve Afganistan'da kanın akıtılması, dini hiçbir gerekçeyle izah edilemez. Böylesi olayların ne İslam'la ne de İslam'ın mesajıyla alakası yoktur.

- Müslümanların çoğu, Batı'da insanların cinsel yaşantılarını eleştirmekte. Bunu "insanın düşebileceği en aşağılık nokta" olarak görmekteler.

- Orada yapılanların hristiyan ahlakıyla alakası kalmamıştır. Ben, birçok hristiyan düşünürün de kabul ettiği gibi, cinsel ilişkiyi ancak evlilikle mubah görmekteyim.

- Bu katı cinsel ahlak kalıplarına, bir müslümanın birçok kadınla evlenebilmesi acaba nasıl uymakta? Ya da Şiilerde yaygın olan muta nikahını nereye oturtuyorsunuz?

- Belki de İslam bu hususta Hristiyanlık'tan daha çok serbestiyet tanımakta. Şunu yine belirtmek gerekir ki, Batı'da varolan cinsel çöküntünün ve ahlaksızlığın hristiyan ahlakıyla alakası yoktur.

- Erkeklere müsaade edilen çok evlilik, birçok kadın tarafından aşağılayıcı olarak görülmekte. Eğer buna katılmıyorsanız, niçin kadınların da birçok erkekle aynı zamanda evlenebilmesini kabul etmiyorsunuz?

- Kötü dille konuşuyorsunuz! Batı'daki evli erkeklere soruyorum evli oldukları eşlerinin yanında daha ne kadar kadın dostları var? Her kültür grubunda erkekler, biz de olduğu gibi Batı'da da birden fazla ilişkide bulunma arzusunu muhafaza etmekteler. Bir temel farkla; biz müslümanlar, kadınların toplumsal ve cinsel haklarını ve çok evlilikte kadının, evliliği paylaştığı diğer kadınlarla güvenilir ve eşit derecede muamele görmesini kanunlar aracılığıyla korumaktayız. Bunun ötesinde İslam'ın, erkeği çok evlilik için zorlaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Tam tersine. Eğer bir erkek, hanımlarına karşı eşit ölçüde geçimlerini, adaleti ve sevgiyi paylaşmayı sağlayamıyorsa, Kuran onun, bir kadınla evlenmesini tavsiye etmektedir.

- Eğer eşitlik varsa, o halde niçin sadece erkek çok eşli evlilik yapabiliyor?

- İnsanlık tarihi boyunca anaerkil değil, ataerkil toplumlar vardır. Kadınların aynı anda birçok erkekle evlenmesi ise, bu toplumsal düzeni bütünüyle sarsar ve baş aşağı eder.

- Neden?

- Mesela, birçok erkekle aynı anda evlenecek olan kadının, dünyaya getireceği çocuklarının babasının kim olduğu hususunda zorluk çekilir. Ayrıca zaten seksologlar, kadınlardan daha çok erkeklerin biyolojik yapılarından dolayı otomatikmen birçok ilişkiye daha meyilli olduklarını bilimsel bir şekilde tespit etmişlerdir. Erkeklerin bu doğalarından gelen cinsel güdüm, adeta erkeklerin aynı zamanda birçok ilişkide bulunmalarını zorlamaktadır.

- Bu teziniz birçok kadının hoşuna gitmeyecektir.

- Kadın hareketleriyle benim bir sorunum yok. Onları, haklı olduğuma dair ikna etmek için, getirmiş olduğum argümanlarım yeterli ölçüde çarpıcıdır. Kadınlar, tabiatlarından Ötürü sağlam bir evliliğin vermiş olduğu sevgiyi arzularlar. Kadına birçok erkekle aynı zamanda ilişkiye geçebilme imkanı ve hakkı tanırsak bu kadında istikrasızlığa ve psikolojik rahatsızlığa yol açacaktır.

- Batının, İslam ülkelerinden siyasi, ekonomik ve teknolojik üstünlüğü gerçeğini nasıl izah edebilirsiniz?

- Öncelikle, Batının medenileşmesi ve ilerlemesi hususunda gereken temel şartların İslam kültürü tarafından sağlanmış olduğunu belirtmek gerekir. Batı, bizim felsefecilerimiz, bilimcilerimiz, matematikçilerimiz, tıpçılarımız, şairlerimiz ve düşünürlerimiz olmasaydı, halen medeniyetten uzak bir şekilde, bataklık içinde bulunurdu. İslam dünyasının şu an birçok husus da Batı'dan geri kalmış olması doğru olabilir. Ancak burada da ülkeler arasında fark edilmesi gerekir. Buna rağmen İslam dünyası şu an bir durgunluk devresi yaşarken, Batı'nın müthiş bir hızla ilerlediği, inkar edilemez bir gerçektir. Batı bulunmuş olduğu bu durumu, çok terin ve kanın akmasıyla ödemiştir. Bazen bunu, o zorlu ve kanlı yoldan kaçınmamızın sebebi olarak görüyorum.

- Teknoloji herhalde İslam için sürekli bir problem oldu. Suudi Arabistan'da bazı alimler, 21. yüzyıla girerken halen dünyanın düz olduğunu vaaz etmekteler.

- İslam alimlerinin bütünü böyle düşünmemekte. Ayrıca İslam bizleri araştırmaya ve bilim ile ilgilenmeye teşvik etmektedir. Bilim Çin'de dahi olsa oraya kadar gidip öğrenmemizi öğütlemektedir. Düşünmenin (tefekkürün) bir saati, bir yıllık namaz kılmaktan daha değerlidir. Bilim ve teknolojiye hakim olmayan, kültürünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunun dışında, bu dünyada birçok geri kalmış hristiyan toplumunun varlığı da inkar edilemez.

- Arap-İslam dünyası, Batı'ya karşı bir aşağılık kompleksi içinde mi?

- Hayır! Neden böyle olsun. Ülkelerimizde yaşayan insanlar, bizleri yönetenler tarafından birçok haksızlığa ve baskıya maruz kalmakta. Bu yüzden Batı'da olan özgürlüklerin değerini çok iyi biliyoruz. Gençlerimizi tahsil yapmak üzere Batı'ya gönderiyoruz. Batı'nın bu gelişimi bizlerde aşağılık duygularından daha çok, Batı'daki teknolojik gelişmeyi yakalayabilmek için konsantre olmamızı sağlıyor. Bizim Batılı olan insanlarla hiçbir problemimiz yok. Bizim sorunumuz, Batının hegomonyasını her ne pahasına olursa olsun, çimentolaştırmak isteyen politikacılardır. Batı insan hakları çığırtkanlığı yaparken, onun adına savaşlar yapabilmekte, sömürüleri, sürgünleri destekleyebilmekte ve muhtariyetimizi elimizden almaktadır.

- Yani siz Batı ve İslam arasında herhangi çatışmayı mümkün görmüyor musunuz?

- Hayır bence iki kültür arasındaki ilişki olumlu yönde gelişecek. Papa'nın, rüşvet, güç ve kudret suistimalini, yoksulluğu, sömürüyü ve haksızlığı ifşa ettiğini duyduğumda, bu beni sevindirdi. Bunlar bizleri de kaygılandıran düşünceler ve sorunlardır. Umudumuzu, bizdeki ve Batı'daki özgürlük sevdalılarına bağlamışız.

MUHAMMED HÜSEYİN FADLALLAH İLE BİR SÖYLEŞİ

“Serbest Kürsü” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir