MEHMET ÂKİF ERSOY VE AİLESİNE VERDİĞİMİZ DEĞER...?

Genel tarih,Dinler tarihi,Osmanlı tarihi,Dünya tarihi,İslam tarihi,Peygamberler tarihi,Sanat tarihi gibi tüm tarih kategorilerinde ve; ülkeler,bölgeler,şehirler ve dünya coğrafyası ile ilgili merak ettiğiniz konularda bilgi paylaşımında bulunabileceğiniz forum köşemiz.
Kullanıcı avatarı
moslem
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 2
Kayıt: Cum Mar 04, 2011 1:00 am
Konum: istanbul

MEHMET ÂKİF ERSOY VE AİLESİNE VERDİĞİMİZ DEĞER...?

Mesajgönderen moslem » Cmt Mar 05, 2011 12:04 am

Cumhuriyet' in ilanından sonra Akif' in hayatından birkaç anekdot verelim.

Yazarı bulunduğu Sebilürreşad dergisi '' Şeyh Said arada sırada Sebilürreşad okuyormuş, o halde isyana senin dergin sebep oldu'' denerek kapatıldı.

Sahibi Eşref Edip Fergan'da yakalanarak istiklal mahkemeleri tarafından idamla yargılanmak üzere tutuklandı.( Akifname sayfa 505 )

Mehmed Akif artık sıkılmıştı onun tabiriyle peşindeki " polis hafiye'siyle gezmekten", 52 yaşındayken Mısır'a gitmeye karar verdi.

Onu öz vatanını satıp ecnebi vatanına gitmekle suçladılar.

O, bunu diyenlere şöyle dedi :

''Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum'' diyordu ( Akifname sayfa 505 )





11 yıl Mısır' da sefil hayatı sürdü. 63 yaşında çok hastayken, vefat etmesine yakın İstanbul'a geri dönmeye karar verdi. Vapur Çanakkale'den geçerken İstanbul' un camilerini görünce ağlamaya başlayan şairin yanında sadece zevcesi İsmet Hanım vardı. ( Akifname sayfa 508 )

Onun geri gelişini hazmedemeyen kişiler ona vize veren konsolosluk hakkında tahkikat başlatmış ve bu tahkikat vefatına kadar sürmüştür.

Milli mücadelenin önderlerinden Mehmet Akif Ersoy, kendi vatanında vatan haini muamelesi görüyordu. Kendi vatanında böyle aşağılanmanın burukluğuyla, İstanbul'a geldikten 5 ay sonra vefat etti.

İstiklal Marşı Şairi, dava ve fikir adamı Mehmet Akif Ersoy'un çocukları da bütün hayatlarını büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde geçirerek, bu dünyadan göç ettiler.

Yıllardır şiirleri okunan, fikirleri savunulan ve örnek bir şahsiyet olarak gösterilen Mehmet Akif' e ve ailesine sahip çıkılmaması, maalesef hep göz ardı edildi.

Mehmet Akif'in İsmet Hanım'la evliliğinden Cemile, Feride, Suad, Emin ve Tahir isimli beş çocuğu bulunuyordu.

Mehmet Akif'in büyük oğlu Emin Ersoy askerlik görevini yaptığı sırada, koğuştaki arkadaşlarına Kur'an okuyup tefsir ettiği gerekçesiyle Divan-ı Harbe verildi. Tutuklanan Ersoy, çavuş arkadaşının yardımıyla askeri cezaevinden kaçarak, o dönemde Fransız manda yönetimindeki Kırıkhan'a kadar geldi. Kırıkhan'da yakalanan Ersoy ve arkadaşı Türkiye'ye iade edildi. Cezasını çeken talihsiz adam uzun yıllar yoksulluk içinde yaşadı.



Bunalım içinde yaşadığı bir gün Gazeteci Yazar Çetin Altan' a gider. Çetin Altan o anı bakın nasıl anlatır;



" Yıl 1966 sonları, bir öğle sonrası odamdayım.



''Sizi biri görmek istiyor'' dediler. Buyursun... Dedim. İçeri tıraşı uzamış, üstü başı bakımsız, yaşlıca, çelimsiz bir adam girdi. Hazır olu andıran bir duruş ve hafif bükük bir boyunla:

– Bendeniz Mehmet Akif'in oğluyum...'' dedi.

Bir anda ne olduğumu şaşırdım... Nasıl şaşırdım bilemezsiniz. Eski bir dostluk havası yaratmak istercesine: ''Oooo buyurun buyurun, nasılsınız?..'' türünden bir yakınlık göstermeye çalıştım. O, tavrını bozmadı: ' '

–Rahatsız etmeyeyim... Sizden ufak bir yardım rica etmeye gelmiştim...'' dedi. Gökler mi tepeme yıkıldı, yer mi yarıldı da, ben mi yerin dibine geçtim; doğrusu fena allak bullak oldum... Ve tek yapabileceğim şeyi yaptım, cüzdanımı çıkartıp uzattım. O, bükük boynuyla:

-'Siz ne münasip görürseniz, dedi.

Cinnet cehennemlerinin tüm yıldırımları düşüyordu yüreğime.

''Durun bakalım neyimiz varmış'' gibilerden cüzdanı açtım; içinde ne varsa çıkardım, fazla bir şey de yoktu. Elimde tuttum. Bir iki adım attı. Sanırım sadece bir 10, yahut 20 lira aldı...

– Çok çok teşekkür ederim, rahatsız ettim.'dedi ve çıktı.

Aradan bir ay geçti geçmedi; gazetelerde küçük bir haber ilişti gözüme: Beşiktaş'taki çöp bidonlarından birinde Mehmet Akif'in oğlunun ölüsü bulunmuştu..."





Kızını evden atmaya kalktılar

____________________________

Babası Mehmet Akif'in emekli maaşıyla geçinen küçük kızı Suat Ersoy da 1991 yılında üzücü olaylarla karşılaştı. Kızları Ferda ve Selma Argon'la birlikte Beyoğlu'nda yaşayan Suat Hanım evden atılmak istendi. Bu üzücü olayın gazetelerde yer alması üzerine dönemin Başbakanı Turgut Özal, Suat Hanım'a Halkalı'da bir daire tahsis etti. Ancak ekonomik sıkıntılar ailenin yakasını bir türlü bırakmadı. Evini satmak zorunda kalan Suat Ersoy Hanım, Kadıköy'de Vakıflara ait döküntü ahşap bir eve taşındı. Suat Ersoy Hanım bu evde zor günler yaşadıktan sonra yaşama veda etti.










Cenazesinde kimse yoktu








Mehmet Akif'in küçük oğlu Tahir Ersoy ise tercüman olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. 2000 yılında da karaciğer ve kalp yetmezliğinden vefat etti. Emekli maaşı yeterli olmadığı için Ankara'da SSK'ya bağlı bir hastanede tedavi edilen Ersoy, daha sonra İstanbul'a getirilerek, Esma Hatun Hastanesi'ne yatırıldı. Ancak hastalık iyice ilerlemiş olduğundan tedavi sonuç vermedi ve Tahir Ersoy hayata gözlerini kapadı. Tahir Ersoy'un cenaze törenine ise ne yazık ki çok az insan katıldı.

Şimdi; o yazara, bu şahsiyete "İtibarı-İade" nutukları atılıp, T.B.M.M ne teklifler götürenler, Akif' in itibarını neden hatırlamıyorlar.

Milliyetçilik, sadece milletini sevmek değildir.

Milletini seveni de seveceksin ve "O" na yapılan zulmü unutmayacaksın.



Yoksa bu zihniyet hala devam mı ediyor?



Seyit Ahmet Sılay

www.canakkalemuzesi.com
alıntı

“Tarih” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir