Fetva verme sorumluluğu.

İslam'da ahlakı iman'dan ayırmak mümkün değildir. Zira bütün Kur'an emirlere boyun eğmek imanın gereğidir. Bu emirlere uymakla da en üstün ahlaki değerler elde edilir. "Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlakı en iyi olanıdır." (Buhari, Edeb, 39)
Kullanıcı avatarı
ezelinur
Tiryaki Üye
Tiryaki Üye
Mesajlar: 445
Kayıt: Pzr Nis 08, 2007 1:00 am

Fetva verme sorumluluğu.

Mesajgönderen ezelinur » Cmt May 12, 2007 4:45 pm

Ulemamız fetva işini üstlenmenin Efendimize s.a.v. e veraset anlamına geldiğini söylemiştir.Zira fetva vermek ,hakkında fetva verilen meselede Allah Tealanın ve Efendimizin razı olduğu hükümü açıklamaktır.

Efendimiz s.a.v. fetva vermenin sorumluluk üstlenmek olduğunu belirterek bu hususta titizlikle uyarmış ve şöyle buyurmuştur:

''Kime sağlam bir bilgiye dayanmadan fetva verilir (ve o da o yanlış fetvayla amel eder )se günahı fetva verenin boynunadır.''(Ahmet b. Hanbel, ibn Mace, Darimi,Hakim )

Bu hususta bir diğer Nebevi tesbit de şöyledir:

''Allah ilimi insandan zorla sökerek almaz.Ancak alimleri kapzetmek suretiyle alır.Böylelikle hiç alim kalmayınca insanlar cahilleri rehber edinir;cahillere fetva sorulur.Onlar da (ilimsiz olarak) fetva verirler;böylece hem kendileri sapar ,hem de insanları saptırırlar.'' (Buhari, Tirmizi, İbn Mace )

Fetva vermenin, sorumluluğu büyük bir iş olması dolayısıyla Selef-i Salihin, fetva konusunda alabildiğine titiz davranırdı.Abdullah b. Ömer r.a. kendisine fetva sormaya gelenlere (dönemin emevi idarecisini kastederek) ''insanların sorumluluğunu üstlenmiş olan şu emire git ve fetva verme sorumluluğunu onun boynuna at.'' der ve şöyle devam ederdi:''(fetva sormaya gelenler)bizi köprü yaparak üzerimizden geçip ceheneme gitmek istiyorlar.'' (Darimi )

Sahabe döneminde Medine kadılığı görevini deruhte eden İbn Halde , İmam Malik in hocası olan büyük fakih Rebia b. Ebi Abdirrahman a şu tavsiyede bulunuyor : '' Ey Rebia!İnsanların sana fetva sormak için etrafını sardığını görürüm . Sana birisi fetva sormaya geldiğinde ,himmetini adamı içine düştüğü durumdan kurtarmaya sarf etme;bütün derdin onun sana sorduğu
meselenin manevi sorumluluğundan kurtulmaya bakmak olsun .''(el-Hatibu l Bağdadi,el-Fakih ve l-Mütefakkih, 2/169 )

kaynaklar ,Tabiun un büyüklerinden Said b. el-Müseyyeb in hemen hiç fetva vermediğini nakleder.Kendisine fetva sormak için birisi geldiğinde şöyle derdi:''Allahım! Beni(bu işin vebalinden),bu adamı da benden kurtar! (Beyhaki, el-Medhal, 439-440)

Yine tabiun dan Ubeyd b. Cüreyc şöyle diyor: ''Mekkedeyken (ilim öğrenmek için) birgün Abdullah b. ömer r.a. e bir gün de Abdullah b. Abbas r.a.gidiyordum.Abdullah b. Ömer r.a. ,kendisine sorulan soruların az bir kısmına fetva verir, çoğuna karşılık ise ''BİLMİYORUM '' derdi(Darimi;ayrıca İbn Asakir , Tarihu Dimaşk, 31/167)

Günümüzdeki durum Selef-i Salihin dönemine benzemediğini ayrıca vurgulamaya gerek yok. Günümüz ''allameleri'' ile ilgili tek problem ''her şeyi bilmeleri '' değil.Günümüzü geçmişten farklı kılan bir husus daha var:Bilgi sahibi olanların maksadındaki arıza!''Kimin maksadının ne olduğunu nereden biliyoruz?'' diye sorulacak olursa, tavır ,davranışve ahvale dikkat edin deriz.Bunlar kişinin maksadını ele veren hususlardır.

Kaldı ki Efendimiz s.a.v. bizi bu hususta da uyarmış ve şöyle buyurmuştur:

''Kim ulema ile münazara etmek veya cahilleri şüpheye düşürmek yahut (şöhret zenginlik ve makam elde ederek)halkı kendisine yöneltmek için ilim öğrenirse ,Allah onu cehenneme sokar.''(Tirmizi ,Taberani, el-Mu cemu l-Kebir, 23/284)

''Allahtan hakkıyla ancak alimler korkar.''(Fatır,2)

İmam Ahmet b. Hanbel r.a. şöyle diyor: ''Kim fetva vermek işini üstlenirse büyük bir sorumluluk üstlenmiş demektir. Şayet zaruret sebebiyle kabul etmişse ,başka.'' Kendisine ,''fetva sorulan kişinin susması mı,cevap vermesi mi daha efdaldir?''diye sorulduğunda ,''Susması bana göre daha uygun geliyor.''karşılığını veriyor ve şöyle devam ediyor:Fetva veren kişi bilmelidir ki,fetva verirken bir şeyi emrettiğinde veya yasakladığında ,bunu Allah Teala adına yapmaktadır ,dolayısıyla yaptığı bu işten hesaba çekilecektir.''(Muhammed er-Raşidi, el-Misbah fi Resmi l-müftive Menahici l-ifta, 1/36-37)

Sizin yalnızca şahsi görüşünüze dayanarak verdiğiniz fetvalarla yüzlerce ,binlerce ,hatta belki milyonlarca insan amel ediyor.Belki birilerinin hakkını yiyor ,belki inanması gereken şeyleri inkar,inkar edilmesi gereken şeylere de iman ediyor;yahut usulune uygun olmayan şekilde ibadet ediyor ve son nefesini bu şekilde verecek. Ve siz sadece kendi hesabınızı değil ,o insanların hesabını da vermek durumunda kalacağınıza dair içinizde en küçük bir endişe duymadan ,size uzatılan her mikrofonu şöhretinize şöhret katmanın fırsatı olarak göreceksiniz!!!

Ahiretini önemsemeyen insanlar için bu son derece normal, hatta ''olması gereken'' davranış biçimidir .Zira fetva ,dinin emri ve hükmü ne olursa olsun ,yapmaya çoktan karar verdiğimiz bir işi ''kitabına uydurma '' işlemi değildir!

Aksine hareket etmek ,yarım hocaların ,yani sahte alimlerin bizi dinimizden etmesine yol aramak demektir.Yarım hoca dinden eder ,evet ,ama fetva sormak durumundaki kişi de dininden olmamak için fetvayı kimden alması gerektiğine dikkat etmek gibi bir sorumluluğun muhatabıdır.

Unutmayalım li '' Bir millet kendinde olanı değiştirmedikçe ,Allah o milleti değiştirmez'' (Ra d,11)
Kullanıcı avatarı
bir_garip_yolcu
Tiryaki Üye
Tiryaki Üye
Mesajlar: 321
Kayıt: Cmt Mar 24, 2007 1:00 am

Mesajgönderen bir_garip_yolcu » Cmt May 12, 2007 5:49 pm

ALLAH razı olsun kardeşim....gerçekten önemli bir konuya değinmişsin....

yüreğine sağlık....
Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;
O var!
Bütün sevdiklerin elden gittiyse;
O var!
Sana daha yakın şah damarından;
O var!
Tekten de tek, bir tek, tek başına tek;
O var! ((N.F.K.))

“Ahlak” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir