Mutlu Bir Ailenin 11 Kuralı

Aile hayatı, ailedeki bireylerin sorumlulukları çocuk eğitimi, evlilik ve nikah, toplum aile ilişkisi üzerinde tartışabileceğimiz forumumuz.
Kullanıcı avatarı
delta
Tiryaki Üye
Tiryaki Üye
Mesajlar: 350
Kayıt: Cum Oca 27, 2006 1:00 am
Konum: Tr./Konya
İletişim:

Mutlu Bir Ailenin 11 Kuralı

Mesajgönderen delta » Sal Şub 14, 2006 6:46 pm

Rabb?imiz, hanımlarımız için biz erkeklere ?Onlarla hoşça ve güzelce geçinin.? (Nisa, 4/19) buyuruyor. Eşlerimiz, Rabb?imizin bize verdiği birer emanettir.

Onlar, birer şefkat kahramanları olarak evlerimizin huzur kaynağıdır. Hanımına bu nazarla bakan bir erkeğin ona kırıcı söz ve davranışlarda bulunması ve evin huzurunu kaçırması düşünülemez.

Bakın Allah Rasulü hayırlı bir beyi nasıl tarif ediyor: ?Hayırlı bir bey, eve girince hanımın yüzü asılmaz, çocuklar da köşe bucak ondan kaçışmaz!? Bize düşen, hayırlı bir bey olarak eşlerimizle iyi geçinmek ve topluma hayırlı bir nesil kazandırmak için çaba göstermektir. Şimdi beylere yuvalarının saadetinin devamı için 11 altın kural vermek istiyoruz:

1. Kadınlar kadar, erkeklerin de görev ve sorumluluğunu bildiren İlahi emirleri daima birlikte hatırlayın. Unutmayın siz onları sadece anne ve babalarından değil Allah?tan emanet olarak aldınız. Nitekim Efendimiz bir hadislerinde ?Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah?tan korkunuz. Zira siz onları Allah?ın bir emaneti olarak aldınız.? (Müslim, Hacc, 147; Ebû Davud, Menasik, 56) buyuruyor.

2. Sohbet bir ihtiyaçtır. Evinizde eşinizle canlı ve aktif bir sohbet atmosferi meydana getirin ve onunla sohbet edin. Güzel söz ve iltifatın eşinizin gıdası olduğunu unutmayın.

3. Hanımınızın evinizdeki fedakarca çırpınışlarını daima takdirle anın. Ev işi ve çocuk bakımında ona mutlaka yardımcı olun.

4. Kendi anne-babanıza, akrabalarınıza gösterilmesini istediğiniz saygı kadar, onun da anne, baba ve yakınlarına hürmetkâr olun.

5. Ne kadar meşgul ve çalışmalarınız ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka yalnız eşinize ayıracağınız bir vakit bulun.

6. Evinizin kapısından içeriye girdiğinizde işyerinde yaşamış olduğunuz problemleri kapının dışına atarak içeriye mütebessim bir çehre ile girin.

7. Arada sırada ufak da olsa hediyelerle eşinizin gönlünü alın.

8. Hanenizi ilgilendiren hususlarda eşinizle istişare etmeyi ihmal etmeyin. Ondan gizli işler yapmayın.

9. Çocuklarınız da olsa kimsenin yanında onu azarlamayın ve onu çevrenize şikayet etmeyin.

10. Yersiz kıskançlıklarla huzurunu bozmayın.

11. Eşinizin hatalarını ararken, sizin de mükemmel ve kusursuz olmadığınızı düşünün.
Hicran olur gönül meskeni
Ne geleni var artik nede gideni
Bir tutam sevdam olsa
Yalandir ziyandir bana gözleri....
-
Delta Group 2000-2009

Resim
Kullanıcı avatarı
seval_1985
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 137
Kayıt: Sal Nis 18, 2006 1:00 am
Konum: sivas

Mesajgönderen seval_1985 » Sal Nis 18, 2006 10:38 am

Aile mutluluğu için kurallar

Herkesin ailesi onun küçük bir dünyasıdır. Bu dünya cennetten bir köşe haline getirilebileceği gibi -Allah korusun- manevi bir zindana da dönüştürülebilir. Bir ömür boyu zindan hayatı yaşamamak, bundan da önemlisi ahiret hayatımızı da cehenneme çevirmemek için aile saadetimize yönelik olarak elimizden geleni yapmak durumundayız. Aile mutluluğu için taraflara düşen görevlerin neler olduğu, aile bireylerinin bu konulardaki rol ve katkıları iyice bilinmeli ve uygulanmalıdır.
Tecrübeler sonucu oluşmuş, engin medeniyetimizin imbiğinden geçmiş, bilgin ve psikologlarımızın aile mutluluğu için tespit ettikleri bazı prensipleri birlikte hatırlayalım:


* ŞİDDETTEN KAÇININ


Şiddet, ailenin ruhu olan sevgi ve saygıyı temelden sarsar. Peygamberimiz hayatı boyunca hiçbir hizmetçiyi bile dövmemiş, hiçbir hanımına tokat atmamıştır. Bunu on yıllık eşi Hz. Aişe söylemektedir (İbn Mâce, Nikah 55). O, hanımlara nezaketle muamele etmeyi her vesileyle tavsiye etmiştir. Kadınlar hakkında emri şudur: “Yediğinizden yedirin, giydiklerinizden giydirin. Kusurlarını yüzlerine vurarak ayıplamayın, Onları dövmeyin. Cezalandırmak düşüncesiyle evde tek başına bırakıp ihmal etmeyin.” (Ebû Dâvud, Nikâh 42),

Ev işlerinde de kadına yardım etmek Hz. Peygamber’in yoludur. Bir mü’min, bilhassa ağır işlerde hanımına yardımcı olmalıdır. Özellikle çocukların bakım ve terbiyesini yalnız eşine bırakmayıp sık sık onlarla meşgul olmalıdır. Yorgun argın da olsa, küçük gibi görünen tuz ve su gibi sofradaki bir eksiği hanımından istemeyip kendisinin kalkıp alması güzel bir jesttir.

Kısa ayrılıklar, ailevî ilişkileri güçlendirebilir. Uzun ayrılıklar ise aile için yıkım olabilir. Sebepsiz yere uzun süre evden uzak kalmak asla doğru değildir. Zorunlu hallerde ise, mutlaka evini aramalı, merakta bırakmamalıdır. Peygamberimiz, “Biriniz yolculuğa çıktığı zaman, işini bitirir bitirmez evine; ailesinin yanına dönmeye baksın. Fazla oyalanmasın” (Müslim, İmâre 179) buyurur.


* ONA SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN


Eşler, sevgilerini her vesileyle birbirlerine ifade etmelidirler.

Üzüntü ve strese teslim olmamaya çalış; hayata sürekli ümitle bak ve güler yüzlü ol.

Küçük ve büyük her kusurda incitici ve kırıcı tenkitten titizlikle sakın.

Tartışmayı çıktığı noktada tutmaya çalış; geçmişte kalmış diğer bir konuyu da içine alacak şekilde genişletme. Tartışmayı kontrolünde tut. İnisiyatifin elinden kaçmasına fırsat verme.

Yersiz ve mesnetsiz kıskançlık, kuşku ve şüpheler yıkıcıdır. Realiteye bak, zan ve kuruntulara göre hareket etme. Öyleyse eşin kıskanç ve gayretkeş olmamalı, eşine kötü zandan sakınmalı ve iç yüzünü öğrenmeye yönelik aşırı bir tecessüs göstermemelidir. Tersi bir tutum, hayatı çekilmez hale getirir. Peygamberimiz, “Allah’ın gazap ettiği kıskançlığın, erkeğin ortada şüphe uyandıracak bir durum yokken hanımına karşı duyduğu kıskançlık olduğunu” belirtmiştir (İhya, II, 52). Bu, Yüce Allah’ın “Zannın çoğundan sakının. Çünkü bazı zanlar günahtır.” (Kur’an, 49/12) buyruğuna girer.


* KIRGINLIKLAR TATLIYA BAĞLANMALI


Mutlu bir beraberlik için taraflar birbirinin psikolojisini, yapı ve karakterini iyi tanımalıdır. Ancak bu şekilde yıkıcı aşırılıklardan uzak kalınabilir.

Hiçbir anlaşmazlığın uzun süreli olmasına fırsat vermemeli. En kısa zamanda tatlıya bağlamalıdır.

İster eski nişanlısı, ister önceki eşi olsun geçmiş deneyim ve hatıralardan söz etmek doğru olmaz.

Aşırı idealist olmamalı, doğal yaşamalı ve karşı taraftan mucizeler beklememeli.


* KARŞILIKLI GÜVEN ÖNEMLİ


Eşine, güven telkin et. Ona güvendiğini göster.

Mutlu olabilmen için, iyi bir eşle evlenmiş olman yetmez; senin de münasip bir eş olman gerekir.

Temizlik imanın yarısı ve kalıcı bir sevginin temel şartıdır.

Hayat arkadaşınla mutlu bir yaşam için, kişiliğinin ayrılmaz parçası saydığın bazı şeylerden ödün vermen, esnek olman gerekebilir.

Kendin için istediğin güzel şeyleri hayat arkadaşın için de iste, kendini düşündüğün kadar onu da düşün.

Almak kadar vermeyi de bil. Sürekli verdiğinden daha fazla­sını almaya, ya da vermeden almaya çalışma; bencil, egoist olma.


* HERKES İDEAL EŞ İSTER


Her erkek, hanımının her konuda en iyisini yapmaya çalışan; güneş gibi sevgi ve şefkatiyle kendisini ısıtan ideal bir eş olmasını is­ter. Her hanım da, kocasının tam güvenilir güçlü bir kişilik sahibi, her türlü ihtiyaçlarını temin edecek bir kimse olmasını arzu eder. Taraflar, bu ideal standardı yakalama gayreti içinde olmalıdır.

Hayatta eksik olmayan her sıkıntı ve olumsuzlukta hemen eşini suçlama; konuya insafla bak.

Yalnız bugünü yaşa, geçmişte yaşanmış üzüntüleri ve henüz gelmeyen yarınki kaygıları bugüne taşıma.

Nikah akdinin kutsal bir bağ ve Allah’a verilmiş bir söz olduğunu bil. Bu konuda ileride pişman olacağın bir adımı atmadan önce çok iyi düşün.

Aile hayatı için aşk ve sevgi önemli ve zorunlu olmakla birlikte, ailenin sadece bunun üzerinde duracağını sanma. Başka niteliklerin de bulunması gerektiğini bil.


* AİLENE ÖRNEK OLMAYA ÇALIŞ


Hayat arkadaşına karşı örnek davranışlar sergile; iyi kişiliğini sadece dilinle değil, davranışlarınla da ortaya koy.

Olur olmaz, komşu ve akrabalarının aranıza girmesine fırsat verme; mümkün mertebe aile içi problemleri kendi aranızda halletmeye çalışın.

Hayat arkadaşında hata olarak gördüğün bazı şeyleri düzeltmede aceleci olma; değişmesi için zamana ihtiyaç duyan kusurlar olabilir. Ufak tefek hataları büyütme.

Evliliğin yükümlülük ve sorumluluklarını gönül hoşluğuyla kabul et ve tam bir özgüvenle üstlen.

Anlaşmazlık ve tartışma sebeplerinden mümkün mertebe sakın.

Eşinle müşterek işler yapmaya vakit ayır ki, ileride sizin için mutlu hatıralar kalsın ve sizi birbirinize daha çok yaklaştırsın.

Eşine, son derece serbestçe kendini ifade etme ve yeteneklerini geliştirme fırsatı tanı. Hiçbir yönünü alay konusu yapma.


* SIKINTILARINI YANSITMA


Mali haklara saygı göster ve bunu asla ihmal etme.

Mümkün oldukça, dış problem ve üzüntülerine eşini ortak etme, kendin üstesinden gelmeye çalış. Fakat sevinçlerinde onu unutma.

İstişare, aile hayatında önemli bir prensiptir. Eşlerden her biri aile hayatında kendisini ortak görmeli ve bir kenara itilip ihmal edilmediğini hissetmelidir. Bazı konular müşterek bir karar vermeyi gerektirir. Özellikle erkek, her iki tarafı da ilgilendiren meselelerde ve gerekli gördüğü diğer hususlarda eşinin de fikrini almalı, onunla istişare etmelidir. Böyle yapmak peygamber yoludur. Peygamberimiz, Rıdvan Biatı’nda hakkında vahiy gelmeyen çok önemli bir meselede hanımı Ümmü Seleme ile istişare yapmış ve onun fikrini uygun bularak uygulamıştır.


* DİNİ SAMİMİ OLARAK YAŞAYIN


Erkek, cami ve cemaate devam ederken, ilmî toplantı ve sohbetlere gidip gelirken öğrendiklerini ailesiyle paylaşmalıdır. Aynısı kadın için de geçerlidir. Yüce Allah, “Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennemden koruyun” (66/6) buyururken, öncelikle bilgilendirme yöntemini kastetmiştir. Kişi, çoluk çocuğunu sağlam bir inançla donatmaya, onları her türlü zararlı bilgi ve telkinlerden korumaya çalışmalıdır. Bunu da tatlılıkla ye damara dokundurmadan yapmalıdır. Söylediği her şeyi mutlaka kabul ettirme yoluna gitmemeli, bazı şeyleri zamana bırakabilmelidir. Çoğunda da yaşayarak örnek olmalıdır. Hanımının bilgisine de saygı duymalı, dinleme nezaketini göstermelidir. Erkek, hanımına lüzumlu bilgiler öğretmez, öğrenme ortamını hazırlamaz veya gidip öğrenmesine izin vermezse günahkâr olur. Kadının bilgisizlikten dolayı yapacağı yanlışlıkların sorumluluğuna ortak olur. Dolayısıyla, faydalı ve nezih ortamlardaki ilim meclislerine gitmesine engel olmamalı, hatta teşvik etmelidir.


* PROBLEM DEĞİL “ÇÖZMEK” ÖNEMLİ


Aile mutluluğun, evde hiçbir problemle karşılaşmamana değil, problemlerin üstesinden gelebilmene, onları çıktığı noktayla sınırlı tutmana, eşinle olan ilişkilerini olumsuz etkilemesine fırsat vermemene bağlıdır.

Problemden kaçmak, hele hele evi terk etmek çözüm değil. İyisi mi, sakin kafayla düşünüp problemin çözümüne hemen başlamak.

Bir tartışma esnasında eşinin güzel yönlerini ve iyiliklerini de hatırlamaya çalış; beğenmediğin yönlerinin, tüm iyiliklerini örtmesine fırsat verme.

Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Ailevî tartışmalarda, yaralayıcı sözler sarf etmekten sakın, yoksa küçük bir mesele yüzünden onun sevgi ve ilgisini tümden kaybedebilirsin.

“Onurum”, “gururum” türü kelimeler, şeytanın sıkça tuzak olarak kullandığı sözlerdir. Bir tartışma esnasında şeytan bunları bahane ederek taraflara hatasını güzel gösterir ve barışma kapısını kapatmaya çalışır.


* TARTIŞMANIN DA BİR ÂDÂBI VAR


Çocukları veya yakın akrabaları yanında bile olsa eşiyle tartışmaya girmemeli, çözecekleri bir mesele varsa baş başa kaldıklarında çözmeye çalışmalı. Eşini kendine en yakın dost ve arkadaş kabul edip, onun varsa bazı hata ve noksanlıklarını en uygun ve inandırıcı bir metotla düzeltmeli. Ciddi bir anlaşmazlığa düşüp bunu kendi başlarına halledemedikleri zaman, Allah’ın şu tavsiyesini uygulamalıdırlar: “Eğer karı kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, o vakit kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf işi düzeltmek isterlerse, Allah onları uyuşmaya muvaffak eder” (Nisa, 35) buyurur.

Özellikle çocukların yanında eşinle tartışmaktan veya sesini yükseltmekten sakınmalısın. Çünkü çocuklar, öncelikle ebeveynlerini örnek alarak ve taklit ederek öğrenirler. Bu tür problemler ve çözüm yolu çocuğun zihninde yer edecek ve ileride üzerinde olumsuz etkisini gösterecektir.

Hanım, eşinin, bağlanılmaya lâyık ideal bir kişilik olduğunu, kendisiyle iftihar ettiğini ona hissettirmelidir.

Hediyeleşin ki sevginiz artsın ve bu, mutlu ve sevinçli her vesileyle sizin âdetiniz olsun.

Akıllı hanım, gerek kendinin gerekse çocuklarının ihtiyaç ve isteklerini sunmak ve eşinde düzeltmesini istediği bir davranışı düzelttirmek için en uygun vakti kollar.


* EVDE BİR KÖŞEYE ÇEKİLME


Evde bir köşeye çekilip tek başına oturmayı âdet haline getirme, mümkün mertebe eşinle ilgilen.

Çalışan bir kadın, birinci sorumluluk alanının evi olduğunu unutmamalı. Evinin işleriyle işyerinin işlerini birbirinden ayrı tutmasını bilmeli.

Eşinin akrabaları ziyarete geldiklerinde hoşnutsuzluk göstermemeli. Aksine, onları güzel bir şekilde karşılayıp ağırlamada örnek bir tutum sergilemeli.

Özellikle kaynanana hürmet et, ona ailenin geleneklerine göre en güzel şekilde hitap et. Onunla tartışmaya girme. İleride gelininin sana nasıl davranmasını istiyorsan öyle davran.

Hz. Peygamber, komşu hakkı üzerinde çok durmuştur. Komşuya iyilik etmek, sevinç ve tasalarına ortak olmak, yardımı esirgeme­mek dinimizin emridir.


* SIRLARINI ORTAYA DÖKME


Ahiret işlerinde de eşler birbirine yardımcı olmalı. Dünya kadar ahireti de arzulamalı ve önem vermeli.

Savurganlık aile mutluluğunu bozar. Allah’ın nimetini yok eder. Allah savurganları sevmez. Tutumlu ol ki, yokluk çekmeyesin.

İyi niyet ve hayırhahlık bahanesiyle de olsa, arkadaşlarının senin özel hayatına karışmasına izin verme.

Evinin sırlarını ne bir dostuna, ne de bir yakınına anlat.


* FEDAKÂRLIKTAN KAÇINMA


Sürekli görüş ayrılığı, zamanla gönül ayrılığını da doğurur. Bazen, ikna olmasan da eşinin görüşüne katıl. Yeter ki, yapılan iş Allah’a isyan sayılan bir şey olmasın.

Evde eşinin ihtiyaç duyduğu sükuneti sağlamak için çocukları zihin geliştirici oyuncaklarla oyalayabilirsin.

Çocuklar Allah’ın büyük nimetidir. Onları ihmal ederek, iyi terbiye etmeyerek veya başka herhangi bir işi daha önemli sayarak bu nimeti azap vesilesine çevirme.

Çocuk bakımı ve terbiyesiyle ilgili sağlıklı bilgiler edinmeli ki, her aşamada onlara nasıl davranılacağı bilinsin. Böylece ruhen ve bedenen sağlıklı yetişsinler.
Kullanıcı avatarı
sokermehmetali
Usta Üye
Usta Üye
Mesajlar: 153
Kayıt: Pzt Eyl 18, 2006 1:00 am
Konum: Hatay/Antakya
İletişim:

Mesajgönderen sokermehmetali » Pzt Şub 19, 2007 3:13 pm

TEŞEKÜR EDERİM ALLAH RAZI OLSUN
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YAGÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL...MEVLAM BİZİ NARIN-A ATIP TA YAKMA AMİN
Resim
Kullanıcı avatarı
sevecen06
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 94
Kayıt: Sal Şub 27, 2007 1:00 am
Konum: ankara

Mesajgönderen sevecen06 » Pzr Nis 15, 2007 12:28 am

EVLİLİĞİ SARSAN 8 YANLIŞ

Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz! Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.


--------------------------------------------------------------------------------

1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA

Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.


2. İŞİ YOKUŞA SÜRME

Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.


3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA

Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.


4. GENELLEMEDE BULUNMA

Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA

Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ

İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.


8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI

‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır
tuarek
Fanatik Üye
Fanatik Üye
Mesajlar: 950
Kayıt: Çrş May 02, 2007 1:00 am

Mesajgönderen tuarek » Cum Haz 22, 2007 10:51 pm

Öncelikle Delta kardeşime bu konunun başlamasına vesile olduğu için diğer kardeşlerime de katkı sağladıkları için Allah razı olsun...

Çok mühim, hassas, üzerinde duruması gereken bir konuydu...Her şey İslam doğrultusunda olsa zaten sorun kalmıyor...ama dini konulara verilen ehemmiyetin de çok olması lazım...

Muhabbetle kalın...
кєνѕєя.σяg.єη ƒαηαтιк üує

“Aile Hayatı” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir