Aile Hayatı...

Aile hayatı, ailedeki bireylerin sorumlulukları çocuk eğitimi, evlilik ve nikah, toplum aile ilişkisi üzerinde tartışabileceğimiz forumumuz.
Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Aile Hayatı...

Mesajgönderen poslu » Pzr Şub 11, 2007 1:35 pm

O DİYARIN SAKİNLERİ erkeği ile kadını ile Allah'a ve Allah'ın emirlerine, Resûlün talimatlarına teslim olmuşlardı. Allah ve Resûlü ne derse söz onlarındı. Allah ve Resûlünün önüne geçmezler, ayet ve hadislerin peşi sıra giderlerdi.
O DİYARIN SAKİNLERİNDEN
bir aile vardı. Birbirlerine muhabbeti çok olan bu aile her nedense acı bir hadise yaşadı. Ailenin reisi, hanımına bir tokat attı. Kadın, durumu olduğu gibi babasına iletmişti. Babası, kızını yanına alarak doğru Peygamberimizin yanma gitti ve hadiseyi anlattı. Peygamberimiz ferman buyurdu: "Kısas gerekir" Yani kızınız kendisine tokat atan kocasına aynı şekilde bir tokat indirecektir. Baba ile kız kısas cezasını vermek için giderlerken. Peygamberimiz geri çağırdı ve
- "Durun gitmeyin. İşte bu Cebraildir. Şimdi bana geldi ve şu ayeti getirdi "Erkekler, kadınları üzerine koruyucu ve işlerini yürütücü üstünlüktedirler. "Peygamberimiz devam etti:
- "Biz bir hüküm vermek istedik. Allah'da bir hüküm vermeyi murad etti. Allah'ın irade ettiği çok hayırlıdır." (Es.babü'1 Nuzül/Nisaburi).
O DİYARIN SAKİNLERİ
ve onların öncüleri, kılavuzları bir hayatın, bir hareketin içerisindeydiler. Rehberlerinin hayatı gün ışığı gibi açıktı. Gizli, kapalı tarafı yoktu. Aile içi hayatları da öyleydi.
Aişe validemiz (r.a), birgün Peygamberimizle tatsız bir an yaşadı. Ortada bir geçimsizlik vardı. Aralarını düzeltmek için Hz. Ebubekir hakem kabul edildi. Peygamberimiz Hz. Aişeye hitaben:
- "Sen mi konuşacaksın, yoksa ben mi konuşayım? Dedi. Hz. Aişe:
- "Sen konuş, fakat doğru söyle" dedi.
Hz. Ebubekir (r.a.) kızının bu tarz konuşmasından öyle bir öfkelendi ki, tuttu Hz. Aişe'ye bir tokat attı. Ağzı kan içinde olan kızına:
- "Hz. Peygamber hakikaten başka ne söyler?" dedi. Tokattan cam yanan Hz. Aişe, korkusundan Peygamberimizin arkasına sığındı: Peygamberimiz Hz. Ebubekir'e hitaben:
- "Biz seni bunun için davet etmedik ve senden bunu beklemedik" buyurdu.
Şu hadiseye bakalım. Yüce Resûl, hanımı ile bir geçimsizlik halini yaşamaya başlayınca aralarını bulmak için bir hakem buluyor. Sonra da dargın olan hanımına tokat atılınca, hanımının safına geçiyor ve tokat atan tarafı kınıyor.
O DİYARIN SAKİNLERİ
Allah'a ve Allah'tan gelen her şeye inanmışlardı. Bu inancın hangi seviyede olduğunu öğrenmek, meseleye açıklık getirecektir:
Hz. Ömer zamanında geçimsiz bir aile vardı. Bu ailenin arasını düzeltmek için adamın birini görevlendirdi. Adam gitti ve geri geldi. Bu geçimsiz ailenin arasını düzeltemediğini Hz. Ömer'e söyledi. Hz. Ömer bu sefer adamı kamçı ile dövüyor ve geri gön, dererek şöyle diyordu:
- Allah Teâlâ "Eğer bunlar (hakemler) barıştırmak isterlerse, Allah aralarında onları (uyuşmaya) muvaffak kılar" (Nisa 35), buyurduğu halde sen "Aralarını bulamadım" diyorsun. Bu ne demek? Derhal git ve aralarını düzelt ve öyle gel" dedi. Dayağı yiyen şahıs işe ciddiyet ve samimiyetle başladı ve bu geçimsiz ailenin arası düzelmiş oldu.
O DİYARIN SAKİNLERİNİN
evlilikleri sevgiye, İslâmî kaygılar üzerine kuruluyordu. Aileler arasında anlayış, sevgi ve saygı vardı.
Yine bir gün onlardan bir kadın kocasına kızmış ve kendisine sevmediğini yüzüne karşı söylemişti. Erkeğin çok zoruna giden bu husus canını sıkmış ve meseleyi Hz. Ömer'e götürmeye sebep olmuştu. Halife Hz. Ömer kadını çağırmış ve:
- "Sen kocana, kendisini sevmediğini mi söyledin?" diye sorunca, kadın:
- "Evet ya Ömer, duyduğun doğrudur. Yalan mı söylemeliydim?" deyince, Hz. Ömer can alıcı bir noktaya parmak basarak buyurur ki:
- "Evet yalan söyle. Sizden biri sevmese dahi, eşine sevmediğini söylemesin. Şüphesiz sevgi temelleri üzerine kuruları çok az aile vardır. Ancak insanlar, İslâmi kaygıları ve çeşitli hesaplardan dolayı beraberliklerini sürdürüyorlar."
İslâmiyet insanların arasım düzeltmek için yalan konuşmayı caiz sayan bir dindir. Burada Hz. Ömer'in kadına "Evet yalan söyle" sözü yanlış anlaşılmamalıdır. Karı-kocanın arasını açmak haram, ulaştırmak için yalan konuşmak ise caizdir, konuyu böyle kavramalıyız.
O DİYARIN SAKİNLERİ
ciddi müslümanlardı. Şakalarında bile ciddiyet vardı. Hayatlarında boşluk yoktu. Ağızlarından çıkan her sözden hesaba çekilecekleri inancını tüm sıcaklığı ile hissediyorlardı.
Sahabeden Abdullah b. Ömer (r.a.) vefat etmek üzereydi. Rabbine kavuşacağı an yaklaşmıştı Etrafında bulunan insanlara şöyle dedi:
"Falan adam bana gelerek, kızıma talip oldu. Ona söz verir gibi oldum. Allah'a yemin ederim ki münafıklığın üçte biri olan sözünde durmamak sıfatı ile Allah'ın huzuruna varmak istemem. Şahit olun ki kızımı o kişi ile nikahladım." Ve kızı söz verilen şahsa nikahlandı.
O DİYARIN SAKİNLERİ
evlilikleri ile müstakil birer yuva kuruyorlardı. Pişmiş aşlarına soğuk su katma hadisesi nadirattandı. Evliliği gerçekleştiren insanlar, yakın akrabalarının takviyelerini alırlardı. Onların hayatında kaynana, kaynata; tam bir destekçi, barışçı, düzenleyici ve düzeltici özelliklerine sahipti.
Kızı Hz. Fatıma'nın, damadı Hz. Ali ile atıştığını, Hz. Fatımanın sert çıkışına üzülen Hz. Ali'nin evi terkettiğini tarihler yazıyor. Hadiseden haberi olan Hz. Peygamber (sav) damadını aramaya çıkar. Onu mescidin içinde bulur. Toprağı yastık yapmış ve yüzü gözü toz toprak olmuş olduğu halde uyuduğunu gören Hz. Peygamber, damadının baş ucuna varır "Kalk ey toprak babası", diye uyandırır. Gönlünü âlır, tozunu toprağım siler ve hanımının yanma gönderir.
Kızının haksızlığını bildiği halde, damatlarını karşısına alan kaynata ve kaynanalar. Kızımın geçimini rahatlıkda, konforda arayan anne ve babalar. Vereceği kızın şartını İslâm süzgecinden geçirmeyen insanlar.
"Kızım sabahları ne yersiniz? Sana iyi davranırlar mı? Yatmana kalkmana karışırlar mı? Canın sıkılınca çık gel." gibi sığ ve basit sözlerle evlendirdiği kız ve damadının hayatını zehir yapan kadın ve erkekler.
"Damat efendi eve bir televizyon al, benim kızım sessizliği sevmez Onu evde yalnız bırakma. Akşamları eve geç geliyormuşsun, bırak şu sohbetleri, toplantıları. Bayram yaklaşıyor kanepeleri değiştirin" diyen ve elini, dilini bir türlü kızları üzerinden çekmeyen ham insanlar.
Bizler bu sünnet dışı, Kur'an dışı hayat ve hareketlerimizle bir adım ilerleyemeyiz. Bu ilerlememiz Allah'a kavuşmak ve cenneti hak etmek manasındadır. O diyarın sakinleri ile aramızda korkunç uçurumlar, telafisi zor boşluklar vardır. Her geçen günde bu boşluk ve uçurum had safhaya yaklaşmaktadır. Ümmeti olduğumuzla iftihar ettiğimiz Yüce Peygamberin yaşadığı ve anlattığı Islâmı hayatımıza düstûr edinmek, bu işin halledilmesi demektir. Bizler o diyarın sakinlerini kılavuz yapmadığımız, nümune olarak almadığımız müddetçe, kargalar gibi başımız yukarı doğrulmayacaktır.
Bu meselenin istisnası olan ailelere selam ve sevgiler.
Resim
Kullanıcı avatarı
MoonLight
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: Prş Oca 26, 2006 1:00 am

Re: Aile Hayatı...

Mesajgönderen MoonLight » Pzr Şub 11, 2007 1:52 pm

Bizler bu sünnet dışı, Kur'an dışı hayat ve hareketlerimizle bir adım ilerleyemeyiz. Bu ilerlememiz Allah'a kavuşmak ve cenneti hak etmek manasındadır. O diyarın sakinleri ile aramızda korkunç uçurumlar, telafisi zor boşluklar vardır. Her geçen günde bu boşluk ve uçurum had safhaya yaklaşmaktadır. Ümmeti olduğumuzla iftihar ettiğimiz Yüce Peygamberin yaşadığı ve anlattığı Islâmı hayatımıza düstûr edinmek, bu işin halledilmesi demektir. Bizler o diyarın sakinlerini kılavuz yapmadığımız, nümune olarak almadığımız müddetçe, kargalar gibi başımız yukarı doğrulmayacaktır.
:? :? :?


Mevlam razı olsun Poslu kardeş güzel bi paylaşımdı.
Gül sevgin yeter bana ey sevgili Resulüm
Öyle muhtacım sana ne verirsen kabulüm
Kullanıcı avatarı
ebuzer24
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 2
Kayıt: Pzr Şub 18, 2007 1:00 am

Mesajgönderen ebuzer24 » Pzr Şub 18, 2007 5:17 pm

ALLAH razı olsun kardeşim mukemmel bır yazıydı ellerine yuregıne saglık selametle... :lol:
Kullanıcı avatarı
ebuzer24
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 2
Kayıt: Pzr Şub 18, 2007 1:00 am

Mesajgönderen ebuzer24 » Pzr Şub 18, 2007 5:17 pm

ALLAH razı olsun kardeşim mukemmel bır yazıydı ellerine yuregıne saglık selametle... :lol:
Kullanıcı avatarı
sokermehmetali
Usta Üye
Usta Üye
Mesajlar: 153
Kayıt: Pzt Eyl 18, 2006 1:00 am
Konum: Hatay/Antakya
İletişim:

Mesajgönderen sokermehmetali » Pzt Şub 19, 2007 2:38 pm

Allah razı olsun kardeşim
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YAGÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL...MEVLAM BİZİ NARIN-A ATIP TA YAKMA AMİN
Resim
Kullanıcı avatarı
sevecen06
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 94
Kayıt: Sal Şub 27, 2007 1:00 am
Konum: ankara

Mesajgönderen sevecen06 » Pzr Nis 15, 2007 12:22 am

Aile hayatı neden bozuluyor? Bu sene inzivâda iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde, bazı Nurcu kardeşlerimin ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım. Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvâlar işittim. "Eyvah!" dedim. "İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevî cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?" dedim. Sebebini aradım. Bildim ki, nasıl İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de, biçare nisâ taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir sûrette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki, bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor. Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan mânevî evlâtlarıma katiyen beyan ediyorum ki:

Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur. Rusya'da o biçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz. Risale-i Nur'un bir parçasında denilmiş ki:

Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli; tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin. Çünkü onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhametle birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakatten sonra ebedî bir mufarakate mâruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.

Hem Risale-i Nur'un bir cüz'ünde denilmiş ki: Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır. Bedbahttır o adam ki, sefahete girmiş zevcesine ittibâ eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki, zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklit eder. Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.
Risale-i Nur Külliyatı
Lemalar (ALINTIDIR)
Kullanıcı avatarı
poslu
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 624
Kayıt: Cum May 05, 2006 1:00 am
Konum: Bursa
İletişim:

Mesajgönderen poslu » Pzr Nis 15, 2007 3:28 pm

Paylaşımın için teşekürler sevecen 06 kardeş

Benim yazımı da begenip cevaba deger bulan tümkardeşlerimden de Allah Razı Olsun Allah'a Emanet olun Selametle...
Resim
Kullanıcı avatarı
sevecen06
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 94
Kayıt: Sal Şub 27, 2007 1:00 am
Konum: ankara

Mesajgönderen sevecen06 » Pzr Nis 15, 2007 11:19 pm

Karı-koca hayatını saadete dönüştüren ip uçları

1. İnsan ekmekle doyar, emekle büyür, sevgiyle yaşar.
2. Erkek, hanımı ile istişareye önem vermelidir. (Talak:6)
3. Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi çirkin bir iştir.
4. Bir kadın ya sever, ya da nefret eder. Ortası yoktur.
5. Kadınlar, sevmedikleri adama hiç acımazlar.
6. Bir hanım, kocasına müsbet tavrı, güzel sözleriyle gıda olabilir. Mideye giren gıda maddesinden tüm vücut uzuvlan istifade ettiği gibi, kalbe giren zevcesinin sevgisi de, kocasının rahatını, sempati olmasını, neşeli, çalışkan, fedakar ve vefa hasletlerini besler.

7. Kadın ile erkek bir makasın iki parçası gibidir. Birbirleriyle birleşerek iş görürler.

8. Çiçek koku vermek, ateş ısıtmak, kadın da mes'ud etmek için yaratılmıştır.

9. Kadın, ev merkezli hayatı ile evine huzur verir. Çünkü kadın, hanesinin yani evinin karııdır. karı damarda kaldıkça temizdir. Harice çıkınca kirlenir, kirletir.

10. "Kişi, hanımının yüzüne baktığı vakit, hanım da efendisinin yüzüne bakarsa, Allah da her ikisine rahmet nazarı ile bakar. Erkek, hanımın ellerini avucuna alınca, o da erkeğinin ellerini tutarsa, parmaklarının arasından günahları dökülür."

11. Evlilikte, huzur operasyonunun cerrahları kadınlardır.

12. Müslüman ailenin evi;
a) Temiz olmalıdır,
b) Düzenli, intizamlı olmalıdır,
c) Temiz havalı olmalıdır,
d) Kütüphanesi olmalıdır,
e) Eğitim araç ve gereçleri bulunmalıdır, 1) Oyuncak seti olmalıdır,
g) Görsel ve işitsel yayınlardan haberdar olmalıdır.
13. Evlilik, iki ayrı hayatın iki ayrı hayat kalarak tek bir hayat oluşudur,
14. Eşiniz kızgın iken, siz sakin olun. Biriniz ateş iken, diğeriniz su olmalı.

15. Eşinizi, başkalarının eşiyle asla kıyaslamayın.
16. Kırcı sözler ve davranışlar, kaba izler bırakır.
17.Kocalar ateş gibidir, ilgilenmediğinizde sönerler. Kadın da böyledir.
18. İşiniz için çalıştığınız gibi, evliliğiniz için de çalışın.
19. Kaçmak ve vazgeçmek, tehlike işaretidir.
20. Herkesin içinde birbirinizi eleştirip, tartışmayınız.
21. Daima evlilik yemininizi hatırlayın: Sev-Say ve Bağrına bas.
22. Evlilikler bahçeye benzer, ilgilenirseniz serpilir, yoksa solar ve ölür.
23. Eşinizi sinirlendiren şeyleri anlamaya çalışınız.
24. Başarılı bir evlilik, aynı kişiye birkaç kez aşık olmayı gerektirir.
25. Suçlamalar, genellikle geri teper.
26. Açıklamalar, mazeretlerden daha iyi sonuç verir.
27. Birbirinizin huylarına saygı gösteriniz.
28. Eşinize, sizin değil onun beğeneceği hediyeler alınız.
29. Yalan, iyi bir evliliğin en kötü düşmanıdır.
30. Hatanızı, suçunuzu kabul edin, savunmaya geçmeyin.
31. Eşiniz temizlikçi değil, hayat arkadaşınızdır.
32. Eşinizin geçmişi geçmiştir. Geleceğiniz ise sizin geleceğinizdir.
33. Evlilikler değil, insanlar başarısızdır.
34. Karı-koca hayatının düzene girmesinin, ahiret inancıyla ilişkisi vardır.
35. Kadının kıskanılması; erkeğin hanımını kıskanması demek, onu kıymetli bir eşyayı saklar gibi, ellerin yetişemeyeceği, gözlerin göremeyeceği uzak bir yere hapsetmek değil, kadını, namusunu, adını korumak ve yüceltmek, fitnelere karşı maruz kalmasını önlemek, zelil olmasını istememektir.
36. Kadına günah işlemeyi, ona kötülük yapmayı engelleyen bir araca tesettür denir. Veya, kadını cennete götürecek bir ortamda tutmak, onu kapatmaktır. Kadının sadece bedenini değil, onun, siyasi, hukuki, sosyal ve eğitim hayatını fıtratına, yaratılış gayesine göre hazırlamak, ona tesettürü kazandırmak demektir.
37. Kadının sömürülmemesi için, onun anne olması kafidir. Anne olan kadın sömürülemez.
38. En iyi aile, erkeğin erkekliğini, kadının kadınlığını oynadığı ailedir. Bir aile Allah'ın rızası için gayret ederse, Allah da onlara huzur verir. Allah ne kadar memnun edilirse, üzerimize o nisbet-te huzur yağar.
39. Ailenin kaldığı ev ne lokanta ve ne de oteldir. O yer bir kaledir, huzur yuvasıdır ve lâboratuardır.
40. Evliliklerde, "Sen-Ben" değil, "Biz" yaşantısı saadet vermektedir.
41. Ruhlar aleminde tanışanlar kaynaşabildikleri halde, tanışmayanlar bir araya gelemiyorlar. Her ruh, kendisine uygun olan bir diğer ruhu bulunca imtizac eder (uyum sağlar).
Bir miktar suyu, diğer bir miktar su ile karıştırınca, onları ayırmak nasıl mümkün olmuyorsa, ruhları birbirine uymuş olan eşleri birbirinden ayırmak o kadar zordur. Hatta, birbirini seven çiftlerden birisinin hastalanması halinde, diğerinde de aynı hastalığın vücud bulduğu bir gerçektir.
42. İslamiyet kadına, evinin işlerini idare etmek, kocasına ve çocuğuna huzurlu bir aile ortamı hazırlamak ve çocuklarını terbiye etmekle mükellef bir varlık nazarı ile bakar.
43. "Şüphesiz, sevgi temelleri üzerine kurulan çok az aile vardır. Ancak insanlar, mevcud evliliklerini, İslami kaygılarla ve çeşitli hesaplardan dolayı, beraberliklerini sürdürüyorlar." (Hz.Ömer r.a.)

ABDULLAH BÜYÜK
Kullanıcı avatarı
Seriyye
Fanatik Üye
Fanatik Üye
Mesajlar: 1090
Kayıt: Çrş Oca 31, 2007 1:00 am

Mesajgönderen Seriyye » Pzt Nis 16, 2007 10:08 am

Allah hepinizden razı olsun kardeşlerim..
кєνѕєя σяg. αвιѕι

Suskunluğum Asaletimdendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var,
Ama Bir Lafa Bakarım Lafmı Diye, Birde Lafı Söyleyene Bakarım ADAM Mı Diye!

“Aile Hayatı” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir